|
Bilindiği
üzere, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın Kırgızistan’ın Calalabat şehrindeki
İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi - Türk Dünyası Sosyal Bilimler Enstitüsü
tarafından, 2003 yılından bu yana her yıl, geleneksel olarak, Uluslararası
Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi düzenlenmektedir.
Bu yıl
düzenlenen “8. Uluslararası Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi”
İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi (Kırgızistan), Sakarya Üniversitesi
(Türkiye), İstanbul Üniversitesi (Türkiye), Fırat Üniversitesi (Türkiye) olmak
üzere 2 ülkenin (Kırgızistan- Türkiye) 4 üniversitelerin işbirliği ve ayrıca
TDAV’in destekleriyle, 09 - 13 Haziran 2010 tarihleri arasında,
Kırgızistan’ın Calalabat şehrinde bulunan İktisat ve Girişimcilik
Üniversitesi’nde gerçekleştirilmiştir.
Sovyetler
Birliği’nin dağılmasından sonra Sovyetlerden ayrılan beş bağımsız cumhuriyetin
(Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan) çoğunluğunu
Türkçe konuşan halklar oluşturuyordu. Türkiye Türkleri ve bölge halklarının
ortak dini, tarihi ve kültürel bağları, uzun bir aradan sonra “Türk Dünyası”
kavramını anlamlı ve değerli hale getiriyordu. Ne var ki, tüm iyi niyetli
çalışmalara rağmen, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bugün,
Adriyatik’ten Çin Seddi’ne “Büyük Türk Dünyası” tahayyülünün çok uzağındayız.
Dahası bu dünyanın temellerini oluşturacak sosyal, ekonomik, politik ve
teknolojik işbirliklerinin önünde “Çin Seddi” gibi duran dahili ve harici
kaynaklı engellerin ortadan kaldırılması noktasında sahip olduğumuz entelektüel
birikim nedir?
Türk
Dünyasının günümüzde yaşadığı sorunların tanımlanmasında ve çözüm önerilerinin
üretilmesinde sosyal bilimlerin sağlayacağı katkıların önem ve gereği ortadadır.
Zira sosyal bilimlerin öncelikli ilgili alanı toplumların hemen her alanda
yaşadıkları sorunların nedenlerini ortaya çıkaracak araştırmalar yapmak ve bu
nedenleri sistematik biçimde ortaya koymaktır. Önceki yıllarda gerçekleştirilen
Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongrelerinde 1990 sonrası şekillenen yeni Türk
coğrafyasının siyasi, idari, ekonomik, kültürel ve sosyolojik verileri
çıkarılarak mevcut şartlarda Türkiye ve Türk Dünyası ilişkileri tartışmaya
açılmıştı. Zira dağılma sürecinin sona ermesiyle birlikte özellikle Türk
Cumhuriyetleri uluslaşma, devletleşme, liberalleşme, demokratikleşme,
kurumsallaşma, özelleştirme sürecine girmişler ve bu süreç içerisinde hukuk
sistemi, siyasal sistem, finansal sistem, eğitim sistemi, sağlık sistemi
konularında ciddi ve büyük sorunlar ile karşı karşıya kalmışlardır.
Bu yıl
düzenlenen kongrenin amacı “Türk Dünyası’ndaki muhtemel iş birliği
alanlarını” tartışmak ve iş birliğini engelleyen sorunlar için çözüm
önerileri geliştirmektir.
Bu bağlamda
kongrede Türk Dili ve Türk Kültürü, Antropoloji ve Tarih, Din, Eğitim, Sosyoloji
ve Felsefe, Bilim Felsefesi ve Yöntem Bilim, Hukuk, Uluslararası İlişkiler ve
Siyaset Bilimi, Ekonomi ve Maliye, Girişimcilik ve İşletme, Üretim, Pazarlama ve
Tüketici Davranışları, Yönetim ve Organizasyon, Muhasebe ve Finans, Turizm,
Sağlık, Spor ve Sanat alanlarında olmak üzere, 85 (Kırgızca ve diğerleri) 69
(Türkçe) olmak üzere toplam 154 adet bildiri sunulmuştur
Bu vesileyle
10’dan fazla ülkeden Türk Dünyası üzerine çalışmalar yapan 180’e yakın
akademisyen bir araya gelmiştir. Akademisyenler dışında Türk Dünyasının farklı
yerlerinden gelen devlet adamı, şirket yöneticisi, yazar ve sanatçı da kongreye
katılmış ve söz alarak düşüncelerini ve birikimlerini katılımcılar ile paylaşma
fırsatı bulmuştur.
Kongrede
sunulan bildirilerden ve yapılan tartışmalardan aşağıdaki sonuçları çıkarmak
mümkündür:
- Türkiye ile Türk
Cumhuriyetleri kardeş ülkeler olmaları nedeniyle özellikle ekonomik
alanlarda işbirliği sağlanarak fikir alış verişinin imkanları geliştirilmesi
gerektiği ortaya konulmuştur.
- Kongreye yalnızca
akademisyenlerin değil; onlar ile birlikte özellikle devlet yetkililerinin
mutlaka katılması beklenmektedir. Zira kongrede tartışılan sorunların ve
üretilen çözümlerin birçoğunun muhatabı doğrudan devlet yetkilileridir.
Akademisyenler araştırmalarını, çözümlerini, bilgi ve birikimlerini
siyasiler, bürokratlar, teknokratlar ile paylaşmak sureti ile eyleme
döküldüğünü görmek arzusundadırlar. Bu nedenle devlet yetkililerinin
kongrede hazır bulunmalarının önem ve gereğine vurgu yapılmıştır.
- “Dilde, fikirde ve
işte birlik” sözünün slogan olmaktan çıkarılıp Türk Dünyasının
birlik ve beraberliği için atılması gereken adımların artık vakit
kaybedilmeksizin atılması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun için öncelikle
dilde birliğin sağlanması gerektiği görüşü ağırlık kazanmıştır. İlk somut
adım olarak ise çalışmaları çok eskiye dayanan ancak bir türlü başarılamayan
alfabe birliğinin bir an önce gerçekleştirilmesi gereğinin altı çizilmiştir.
Bu bağlamda Türk dünyası ortak bir dil kullanarak her alanda iş birliği ve
birlikteliğin sağlanacağı sonucuna varılmıştır.
Bu vesileyle
tüm katılımcılara teşekkür eder, sevgi ve saygılarımızı sunarız.
8. Uluslararası
Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi
Kongre
Düzenleme Kurulu
|